Dua, kulun Rabbine acilis kapisidir. Kuran, insana en guzel dua kaliplarini ogretir ve her halinde O'na yonelmeyi hatirlatir.
BEYAN ÖZETİ
Dua ile İlgili Ayetlerde Temel İlkeler
Klasik tefsir geleneği, duanın İslam ibadetinin özüne ilişkin üç temel hakkı açığa çıkarır: Birincisi, dua edebiyatıdır—Allah'a yaklaşırken kalpte hem saygılı korkuyla hem de rahmetle umut taşımak, duanın niteliğini belirler (Araf). İkincisi, duanın doğrudan kabulünün garantisidir—kul doğrudan Rabbisine yalvardığında, herhangi bir aracıya ihtiyaç olmaksızın ilahi yakınlık hemen tecelli eder (Bakara). Üçüncüsü, duanın epistemolojisidir—dua etmek azizlik değil, tam aksine köleliğin ve kulluk bilincinin en yüksek ifadesidir; kibirle yüz
Bu bilgilere göre de en öne çıkan 7 ayet aşağıya dizilmiştir.
Araf
ادْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً ۚ إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ
Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.
Bu pasaj, duanin edebini ogretir: kalpte hem saygi ve sorumluluk korkusu hem de rahmete guvenen umut birlikte tasinir.
Bakara
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ ۖ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ ۖ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.
Allah ile kul arasında aracıya gerek olmadığını, duanın doğrudan kabul edildiğini ve ilahi yakınlığın her an mevcut olduğunu vurgular.
Mumin
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ ۚ إِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
Halbuki Rabbiniz: "Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu.
Bu ayet, duayi kulun Rabbine acik ve dogrudan yonelisi olarak kurar; dua etmeyi acizlik degil kullugun özü olarak gosterir.
سُورَةُ مَرۡيَمَ (Maryam), 48. Ayet
وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَأَدْعُو رَبِّي عَسَىٰ أَلَّا أَكُونَ بِدُعَاءِ رَبِّي شَقِيًّا
"Ben, sizden ve Allah'tan başka taptığınız şeylerden çekilip ayrılırım da Rabbime dua (ibadet) ederim. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."
Sizi ve Allah'tan başka taptıklarınızı bırakıp çekilirim, Rabbıma yalvarırım. Rabbıma yalvarışımdan ötürü mahrum kalmayacağımı umarım.
سُورَةُ الأَحۡقَافِ (Al-Ahqaf), 5. Ayet
وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّنْ يَدْعُو مِنْ دُونِ اللَّهِ مَنْ لَا يَسْتَجِيبُ لَهُ إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَهُمْ عَنْ دُعَائِهِمْ غَافِلُونَ
Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine hiç bir cevap veremeyecek olan putlara dua eden kimseden daha sapık kim olabilir? Oysa taptıkları şeylerin, onların yalvarışlarından haberleri bile yoktur.
4- De ki: “Söyleyin bakalım, Allah’ın dışında yalvardıklarınız, yeryüzünde ne yaratmışlar, gösterin bana! Yoksa onların gökyüzünün (yaratılışında) mı bir ortaklıkları var? Eğer doğru söylüyorsanız, (iddialarınızı desteklemek üzere) bana bu (Kur'ân’dan) önce (indirilmiş) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı getirin (de görelim) !” 5- Allah’ın dışında kendisine Kıyamete kadar cevap veremeyecek olan ve (hatta) kendile...
سُورَةُ غَافِرٍ (Ghafir), 26. Ayet
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونِي أَقْتُلْ مُوسَىٰ وَلْيَدْعُ رَبَّهُ ۖ إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُبَدِّلَ دِينَكُمْ أَوْ أَنْ يُظْهِرَ فِي الْأَرْضِ الْفَسَادَ
Bir de Firavun: "Bırakın beni, öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin. Çünkü ben onun, dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum" dedi.
Firavun demişti ki: Bırakın beni de Musa'yı öldüreyim. O ise Rabbına yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde fesad çıkarmasından korkuyorum.