Gelecek kaygisi, rizik, emanet, sabir ve tevekkul ekseninde Kuran'in insan kalbini yeniden yerli yerine koydugu basliklardan biridir.
Bakara Suresi
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْأَمْوَالِ وَالْأَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ ۗ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ
Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!
Bu pasaj, hayatın bir imtihan alanı olduğunu kabul etmeyi, musibet anındaki 'istikrac' (Allah'a aidiyet) duruşunu ve bunun neticesindeki ilahi ikramı bir zincir halinde sunar. Tek bir ayetin ötesinde, sürecin tamamını açıklar.
Şuara Suresi
فَأَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقِينَ
Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.
Bu blok, korku anında ilahi yardım, tevekkül ve kurtuluş temasını yoğun biçimde taşır.
Yusuf Suresi
قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِي غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ
İçlerinden bir söz sahibi şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin, bir kuyunun dibine bırakın da ordan geçen kafilenin biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın."
Bu blok, kıssanın ihanet, sabır ve ilahi takdir eksenini birlikte taşıyan ilk kırılma anını toplar.
Nâziât Suresi, 8. Ayet
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ
Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
1- Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara, 2- (Mü’minlerin ruhlarını) yumuşaklıkla çıkaranlara, 3- Yüzüp gidenlere, 4- Yarışıp geçenlere, 5- İşleri düzenleyip yürüten (melek) lere ki... 6- O gün sarsan (birinci üfürüş) sarsacak. 7- Arkasından onu izleyen (ikinci üfürüş) izleyecek. 8- O gün birtakım kalpler şiddetle çarpacaktır. 9- Gözleri de zillet içinde yere bakacaktır. 10- Onlar derler ki: “...