وَنَعْمَةٍ كَانُوا فِيهَا فَاكِهِينَ
Ve içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah!
Kur'an-ı Kerim'in 44. suresi olan Duhân suresinden bu ayeti meal ve bağlam katmanlarıyla inceleyin.
كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا آخَرِينَ
İşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık.
وَنَعْمَةٍ كَانُوا فِيهَا فَاكِهِينَ
Ve içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah!
كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا آخَرِينَ
İşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık.
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاءُ وَالْأَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَرِينَ
Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.
Bu ayette geçen kelimelerin Arapça kökleri. Kök, bir kelimenin anlam çekirdeğini taşır; aynı kökten türeyen kelimeler Kur'an boyunca birbirine bağlı bir anlam ağı oluşturur.
Kök ve lemma verisi Kur'an dilbilim korpusu standardındadır ve veritabanından doğrudan alınır; dilbilgisi çözümlemesi üretilmez.