قَوَارِيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا
Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.
Kur'an-ı Kerim'in 76. suresi olan İnsan suresinden bu ayeti meal ve bağlam katmanlarıyla inceleyin.
وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَبِيلًا
Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.
قَوَارِيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا
Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.
وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَبِيلًا
Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.
عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًا
Bu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler.
Bu ayette geçen kelimelerin Arapça kökleri. Kök, bir kelimenin anlam çekirdeğini taşır; aynı kökten türeyen kelimeler Kur'an boyunca birbirine bağlı bir anlam ağı oluşturur.
Kök ve lemma verisi Kur'an dilbilim korpusu standardındadır ve veritabanından doğrudan alınır; dilbilgisi çözümlemesi üretilmez.