تَظُنُّ أَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ
Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.
Kur'an-ı Kerim'in 75. suresi olan Kıyâme suresinden bu ayeti meal ve bağlam katmanlarıyla inceleyin.
كَلَّا إِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَ
Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,
تَظُنُّ أَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ
Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.
كَلَّا إِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَ
Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,
وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍ
"Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.
Bu ayette geçen kelimelerin Arapça kökleri. Kök, bir kelimenin anlam çekirdeğini taşır; aynı kökten türeyen kelimeler Kur'an boyunca birbirine bağlı bir anlam ağı oluşturur.
Kök ve lemma verisi Kur'an dilbilim korpusu standardındadır ve veritabanından doğrudan alınır; dilbilgisi çözümlemesi üretilmez.