إِنْ هَٰذَا إِلَّا خُلُقُ الْأَوَّلِينَ
"Bu sırf eskilerin âdetidir."
Kur'an-ı Kerim'in 26. suresi olan Şuarâ suresinden bu ayeti meal ve bağlam katmanlarıyla inceleyin.
وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
"Biz azaba uğratılacak da değiliz."
إِنْ هَٰذَا إِلَّا خُلُقُ الْأَوَّلِينَ
"Bu sırf eskilerin âdetidir."
وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
"Biz azaba uğratılacak da değiliz."
فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَاهُمْ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ
Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
Bu ayette geçen kelimelerin Arapça kökleri. Kök, bir kelimenin anlam çekirdeğini taşır; aynı kökten türeyen kelimeler Kur'an boyunca birbirine bağlı bir anlam ağı oluşturur.
Kök ve lemma verisi Kur'an dilbilim korpusu standardındadır ve veritabanından doğrudan alınır; dilbilgisi çözümlemesi üretilmez.