فَوَرَبِّ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَا أَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ
Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
Kur'an-ı Kerim'in 51. suresi olan Zâriyât suresinden bu ayeti meal ve bağlam katmanlarıyla inceleyin.
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ
Ey Muhammed! İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?
فَوَرَبِّ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَا أَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ
Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktır. O tıpkı sizin konuşmanız gibi gerçektir.
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ
Ey Muhammed! İbrahim'in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi?
إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا ۖ قَالَ سَلَامٌ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
Hani onlar İbrahim'in huzuruna girmişlerdi de "Selam sana!" demişlerdi. İbrahim: "Size de selam" demiş, ve içinden: "Bunlar tanınmamış bir topluluk!" diye geçirmişti.
Bu ayette geçen kelimelerin Arapça kökleri. Kök, bir kelimenin anlam çekirdeğini taşır; aynı kökten türeyen kelimeler Kur'an boyunca birbirine bağlı bir anlam ağı oluşturur.
Kök ve lemma verisi Kur'an dilbilim korpusu standardındadır ve veritabanından doğrudan alınır; dilbilgisi çözümlemesi üretilmez.