وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهْدِينِ
Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."
Kur'an-ı Kerim'in 37. suresi olan Sâffât suresinden bu ayeti meal ve bağlam katmanlarıyla inceleyin.
وَبَشَّرْنَاهُ بِإِسْحَاقَ نَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ
Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik.
Bu pasaj, Allah'a yonelmenin bazen yer degistirme, bekleme, dua ve nesil uzerinden suren uzun bir teslimiyet yolculugu oldugunu gosterir.
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهْدِينِ
Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ
"Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ
Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَىٰ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِي إِنْ شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ
Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ
Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.
وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ
Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! "
Bu ayette geçen kelimelerin Arapça kökleri. Kök, bir kelimenin anlam çekirdeğini taşır; aynı kökten türeyen kelimeler Kur'an boyunca birbirine bağlı bir anlam ağı oluşturur.
Kök ve lemma verisi Kur'an dilbilim korpusu standardındadır ve veritabanından doğrudan alınır; dilbilgisi çözümlemesi üretilmez.
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
"Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ
"Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ
Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.
سَلَامٌ عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ
Selam olsun İbrahim'e...
كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
وَبَشَّرْنَاهُ بِإِسْحَاقَ نَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ
Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik.
وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰ إِسْحَاقَ ۚ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِهِ مُبِينٌ
Hem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var.