وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ الْأَوَّلِينَ
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
Kur'an-ı Kerim'in 26. suresi olan Şuarâ suresinden bu ayeti meal ve bağlam katmanlarıyla inceleyin.
أَوَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ آيَةً أَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمَاءُ بَنِي إِسْرَائِيلَ
İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?
وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ الْأَوَّلِينَ
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
أَوَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ آيَةً أَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمَاءُ بَنِي إِسْرَائِيلَ
İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?
وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلَىٰ بَعْضِ الْأَعْجَمِينَ
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
Bu ayette geçen kelimelerin Arapça kökleri. Kök, bir kelimenin anlam çekirdeğini taşır; aynı kökten türeyen kelimeler Kur'an boyunca birbirine bağlı bir anlam ağı oluşturur.
Kök ve lemma verisi Kur'an dilbilim korpusu standardındadır ve veritabanından doğrudan alınır; dilbilgisi çözümlemesi üretilmez.