خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ
Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
Sen; affı tut, ma'rufu emret ve cahillerden yüz çevir.
Affetmek, haksizligi yok saymak degil; ofkenin insani kurutan agirligini merhamet ve hikmetle asabilmektir.
Affetmeye Dair Kur'ani Rehberlik Kur'an, affı sadece bireysel bir erdem olarak değil, toplumsal barışın ve takvanın temelinde yer alan bir prensip olarak sunar. A'raf 199. ayet, affı doğrudan emretmekte ve bunu iyiliği yaymakla birleştirerek, affedişin pasif bir davranış değil, aktif bir ahlaki seçim olduğunu göstermektedir. Bakara 237. ayet ise nikah münasbetinde bağışlamanın takvaya daha yakın olduğunu belirterek, maddi haklara rağmen affetmenin ilahi takdir açısından yüksek bir mertebeye işaret ettiğini ortaya koymaktadır. Bu bilgilere göre de en öne çıkan 4 ayet aşağıya dizilmiştir.
Sorunuzdaki "affetmek" ve "affetme" kavramları nedeniyle bu ayet seçildi.
خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ
Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
Sen; affı tut, ma'rufu emret ve cahillerden yüz çevir.
Arapça metin getirilemedi.
Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görür.
Bir mehir kestiğniz takdirde temas etmeden önce onları boşarsanız; kestiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Meğer, kendilerini bağışlamış veya nikah düğümü elinde bulunan kimse bağışlamış ola. Bağışlamanız, takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptığınız şeyleri görendir.
Arapça metin getirilemedi.
Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).
Bir mü'min'in diğer mü'mini hata dışında öldürmesi olur şey değildir. Bir mü'min'i yanlışlıkla öldürenin bir mü'min köleyi azad etmesi ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça ona teslim edilmiş bir diyet ödemesi gerekir. Öldürülen mü'min, düşmanınız olan bir topluluktan ise; mü'min bir köle azad etmek gerekir. Şayet sizin ile kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluluktan ise; ailesine verilecek bir diyet ve mü'...
Arapça metin getirilemedi.
Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.
115- Kim kendisine hak apaçık belli olduktan sonra Peygambere karşı gelir ve mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa onu döndüğü o yolda bırakır ve cehenneme sokarız. O ne kötü bir dönüş yeridir! 116- Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Ondan başkasını ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse şüphesiz uzak bir sapıklıkla sapmış olur. 115. Yani “kim kendisine hak” Kur’ânî delille...