Sonuçlar, sorunuzla en çok ilgili görülen ayetlerden başlayacak şekilde sıralandı.
Âl-i İmrân Suresi, 129. Ayet Üzerine Maalesef sağlanan tefsir verileri arasında Âl-i İmrân Suresi 129. Ayete doğrudan dair bir metin bulunmamaktadır. Verilen kaynaklarda Yûnus, Bakara ve A'râf Surelerine ait ayetler yer almaktadır. Sorunuzu yanıtlamak için ilgili ayetin meali ve tefsir bağlamını içeren kaynağa ihtiyaç vardır. Klasik tefsir geleneğine göre Âl-i İmrân Suresi 129. Ayetin açıklanması için, doğru kaynak materyalinin sunulması gerekmektedir. Bu sayede ayetin bağlamı, ilahi hikmetleri ve tarihî kissa boyutları (eğer varsa) derinlikli şekilde ortaya konabilir. Lütfen söz konusu ayete ilişkin meal ve tefsir metnini paylaşınız; böylelikle Kur'an ilimleri çerçevesinde tutarlı ve kaynaklı bir cevap sunabilirim. Bu bilgilere göre de en öne çıkan 6 ayet aşağıya dizilmiştir.
Sorgunuz "al-i imran suresi" ve "129 ayet" kavramlarıyla ilişkilendirildi; bu ayet o eksende öne çıktı.
"Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir çok kavmini, peygamberleri kendilerine bir çok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri için helak ettik. İşte günahkârlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız."
"Sonra onların ardından sizi yeryüzüne halifeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz."
Bu ayet, "سُورَةُ يُونُسَ — Adalet (10:13-14)" pasajının bütünlüğü içinde sorgunuzla ilişkili bulundu.
13- Andolsun ki sizden önceki nesilleri, peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde zulme sapıp da iman etmeyecekleri kesinleşince helâk ettik. İşte günahkârlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız. 14- Sonra onların arkalarından neler yapacağınızı görelim diye sizi yeryüzünde halifeler yaptık. 13. Yüce Allah, geçmiş ümmetleri küfür ve zulümleri sebebi ile helâk ettiğini haber ve
Kaynak: Konu segmenti özeti
Bu metin küratörlü bir konu segmentinin özetidir; bir müfessire ait değildir.
"Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!"
"Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz." derler."
Bu bağlam kartında toplam 3 ayet birlikte taşınıyor. Varsayılan görünümde ilk 2 ayet gösteriliyor.
Bu ayet, "İmtihanın Doğası ve Sabrın Mükafatı" konu segmentiyle uyumlu bulundu.
Bu ayet, sorunuzun anlamına yakın bulunduğu için öne çıkarıldı.
Bu ayet, "İmtihanın Doğası ve Sabrın Mükafatı" pasajının bütünlüğü içinde sorgunuzla ilişkili bulundu.
Bu pasaj, hayatın bir imtihan alanı olduğunu kabul etmeyi, musibet anındaki 'istikrac' (Allah'a aidiyet) duruşunu ve bunun neticesindeki ilahi ikramı bir zincir halinde sunar. Tek bir ayetin ötesinde, sürecin tamamını açıklar.
Kaynak: Konu segmenti özeti
Bu metin küratörlü bir konu segmentinin özetidir; bir müfessire ait değildir.
"Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndüğünde şöyle dedi: "Bana arkamdan ne kötü bir halef oldunuz! Rabbinizin emriyle dönüşümü beklemeden acele mi ettiniz?" Elindeki levhaları bıraktı ve kardeşi Harun'u başından tutarak kendine doğru çekmeye başladı. Harun, "Ey anamın oğlu!" dedi, "inan ki, bu kavim beni güçsüz buldu, az daha beni öldürüyorlardı, sen de bana böyle yaparak düşmanları sevindirme ve beni bu zalim kavimle bir tutma.""
Klasik tefsir bağlamı (QUL Tafsir Export (As-Saadi)) sorgunuzla doğrudan ilişkili.
124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki: “Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi: “Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınl...
Kaynak: As-Saadi tefsir parçası
Eser: As-Saadi
Referans: QUL Tafsir Export (As-Saadi)
Bu ayet için doğrudan tefsir korpusundan alınmış bir pasaj referansı kullanıldı.
"Ma'mur eve,"
Ayetin anlam dokusu sorgunuzla güçlü biçimde örtüşüyor.
Ma'mur eve.
Kaynak: Kaynak doğrulanamadı
Özetin kaynağı korpustaki tefsir parçalarıyla eşleştirilemedi; bu yüzden müfessir adı verilmiyor.
"Hani bir zamanlar sizden mîsak (sağlam bir söz) almıştık, Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz."
"Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuz."
Bu ayet, "سُورَةُ البَقَرَةِ — Sabır (2:63-64)" pasajının bütünlüğü içinde sorgunuzla ilişkili bulundu.
63- Hani sizden sapasağlam söz almıştık ve Tûr’u üstünüze kaldırıp demiştik ki: “Size verdiğimizi kuvvetle tutun ve içindekinden gafil olmayın ki korunasınız.” 64- Sonra onun ardından yine yüz çevirdiniz. Eğer üzerinizde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, elbette hüsrana uğrayanlardan olurdunuz. 63. “Hani sizden sapasağlam söz almıştık” yani, hatırlayın ki sizden ağır bir söz almıştık. Bu da Tûr
Kaynak: Konu segmenti özeti
Bu metin küratörlü bir konu segmentinin özetidir; bir müfessire ait değildir.
"Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurdu."
"Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik."
Bu bağlam kartında toplam 3 ayet birlikte taşınıyor. Varsayılan görünümde ilk 2 ayet gösteriliyor.
Bu ayet, "سُورَةُ النِّسَاءِ — Şükür (4:66-68)" pasajının bütünlüğü içinde sorgunuzla ilişkili bulundu.
66- Şâyet onlara: “Kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın” diye yazsaydık, içlerinden pek azı müstesna bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri yerine getirselerdi, elbette haklarında çok hayırlı ve çok sebat verici olurdu. 67- O takdirde onlara katımızdan büyük bir mükâfat verirdik. 68- Ve onları elbette dosdoğru yola iletirdik. 66. Yüce Allah bize şunu bildirmektedir: Eğer O, ku
Kaynak: Konu segmenti özeti
Bu metin küratörlü bir konu segmentinin özetidir; bir müfessire ait değildir.