Sonuçlar, sorunuzla en çok ilgili görülen ayetlerden başlayacak şekilde sıralandı.
Maalesef sağlanan tefsir verilerinizde Ali İmran Suresi, 69. Ayet bulunmamaktadır. Veri tabanında yer alan ayetler (Yunus 13, Tur 4, Bakara 26) bu soruyla ilgili değildir. Ali İmran 69'un içeriği ve tefsiri hakkında güvenilir bir yanıt üretebilmek için söz konusu ayetin meali ve klasik tefsir bağlamını ihtiyaç duyarım. Verilen kaynaklar arasında bu bilgi mevcut olmadığından, sizin özel olarak talep ettiğiniz ayet hakkında derinlikli bir cevap sunamamaktayım. Sorunuzu yeniden gözden geçirerek, mevcut veri seti içindeki ayetlerden birini sormak isterseniz, klasik tefsir hikmetleri çerçevesinde derinlemesine bir analiz yapabilirim. Bu bilgilere göre de en öne çıkan 6 ayet aşağıya dizilmiştir.
Sorgunuz "âl-i imrân 69" ve "ehl-i kitap" kavramlarıyla ilişkilendirildi; bu ayet o eksende öne çıktı.
"Andolsun ki, sizden önceki devirlerin bir çok kavmini, peygamberleri kendilerine bir çok belge ile geldikleri halde zulmettikleri ve imana gelmedikleri için helak ettik. İşte günahkârlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız."
"Sonra onların ardından sizi yeryüzüne halifeler yaptık ki, bakalım nasıl ameller işleyeceksiniz."
Bu ayet, "سُورَةُ يُونُسَ — Adalet (10:13-14)" pasajının bütünlüğü içinde sorgunuzla ilişkili bulundu.
13- Andolsun ki sizden önceki nesilleri, peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde zulme sapıp da iman etmeyecekleri kesinleşince helâk ettik. İşte günahkârlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız. 14- Sonra onların arkalarından neler yapacağınızı görelim diye sizi yeryüzünde halifeler yaptık. 13. Yüce Allah, geçmiş ümmetleri küfür ve zulümleri sebebi ile helâk ettiğini haber ve
Kaynak: Konu segmenti özeti
Bu metin küratörlü bir konu segmentinin özetidir; bir müfessire ait değildir.
"Ma'mur eve,"
Ayetin anlam dokusu sorgunuzla güçlü biçimde örtüşüyor.
Klasik tefsir bağlamı (QUL Turkish Tafsir Ibn Kathir) sorgunuzla doğrudan ilişkili.
Ma'mur eve.
Kaynak: Kaynak doğrulanamadı
Özetin kaynağı korpustaki tefsir parçalarıyla eşleştirilemedi; bu yüzden müfessir adı verilmiyor.
"Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtır."
"Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar. Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır."
Bu ayet, "سُورَةُ البَقَرَةِ — Şükür (2:26-27)" pasajının bütünlüğü içinde sorgunuzla ilişkili bulundu.
26- Gerçek şu ki Allah bir sivrisineği veya ondan öte herhangi bir şeyi misal vermekten hayâ etmez. İman edenler onun, Rablerinden gelen hakikat olduğunu bilirler. Ama küfre saplananlar “Allah bu misal ile ne murad etmiş?” derler. Allah onunla bir çoklarını saptırır ve yine onunla çoklarını da hidâyete eriştirir. O, onunla fasıklardan başkasını saptırmaz. 27- O (fasıklar) Allah’ın ahdini sağlamlaş
Kaynak: Konu segmenti özeti
Bu metin küratörlü bir konu segmentinin özetidir; bir müfessire ait değildir.
"Selam olsun İbrahim'e..."
Klasik tefsir bağlamı (QUL Turkish Tafsir Ibn Kathir) sorgunuzla doğrudan ilişkili.
Selam olsun İbrahim'e.
Kaynak: İbn Kesîr tefsir parçası
Eser: Tafsir Ibn Kathir
Referans: QUL Turkish Tafsir Ibn Kathir
Bu ayet için doğrudan tefsir korpusundan alınmış bir pasaj referansı kullanıldı.
"Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurdu."
"Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik."
Bu bağlam kartında toplam 3 ayet birlikte taşınıyor. Varsayılan görünümde ilk 2 ayet gösteriliyor.
Bu ayet, "سُورَةُ النِّسَاءِ — Şükür (4:66-68)" pasajının bütünlüğü içinde sorgunuzla ilişkili bulundu.
66- Şâyet onlara: “Kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın” diye yazsaydık, içlerinden pek azı müstesna bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri yerine getirselerdi, elbette haklarında çok hayırlı ve çok sebat verici olurdu. 67- O takdirde onlara katımızdan büyük bir mükâfat verirdik. 68- Ve onları elbette dosdoğru yola iletirdik. 66. Yüce Allah bize şunu bildirmektedir: Eğer O, ku
Kaynak: Konu segmenti özeti
Bu metin küratörlü bir konu segmentinin özetidir; bir müfessire ait değildir.
"Şüphesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke'deki çok mübarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dir."
"Onda apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvene erer. Ona bir yol bulabilenlerin Beyt'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağni (kimseye muhtaç değil, her şey ona muhtaç)dir."
Bu ayet, "سُورَةُ آلِ عِمۡرَانَ — Tevekkül (3:96-97)" pasajının bütünlüğü içinde sorgunuzla ilişkili bulundu.
96- Şüphesiz insanlar için kurulan ilk ev, Mekke’de bulunan, mübarek ve âlemlere hidâyet olan (Kabe) dir. 97- Orada apaçık alâmetler ve İbrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse emin olur. Ona bir yol bulabilenlerin o Evi hac etmesi Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. Kim de inkâr ederse şüphesiz ki Allah âlemlere muhtaç değildir. 96-97. Yüce Allah Beyt-i Haramının azametini ve onun, Yüce
Kaynak: Konu segmenti özeti
Bu metin küratörlü bir konu segmentinin özetidir; bir müfessire ait değildir.