Sonuçlar, sorunuzla en çok ilgili görülen ayetlerden başlayacak şekilde sıralandı.
Dalalet: İslami Akidede Sapkınlık ve Sapıtılmışlık Dalalet, kişinin doğru yol (hidayetten) sapmış bulunması ya da sapıtırılmış olması demektir. Kur'an'da bu kavram, bilişsel ve ahlaki bir şaşkınlığı işaret eder—sadece yolunu kaybetmek değil, gerçeği bilmek veya kabul etmek hususunda bir sapkınlıktır. Bakara Suresi 26. Ayet, Allah'ın bazı kimseleri misallerle hidayete erdirir, bazılarını da saptırır şeklinde ifade ederek, dalalete düşüşün ilahi bir hikmetin parçası olduğunu gösterir; bu, inkarcıların Kur'an'ın mucizeleri karşısında bile kalp katılığıyla yüz çevirmeleri anlamına gelir. Dalalete düşen kişi, Bakara Suresi 175. Ayet'te açıkça belirtildiği üzere, "hidayeti verip sapkınlığı satın alan" konumundadır—yani bildiği hakikati değer biçerek reddeden, aklı kullanmaktan vazgeçen birisidir. Bu eylem, ilahi affın ve şefaatin kapısını kapatmak demektir. Kusurlu rehberlik değil, bilinçli tercihle doğru yoldan ayrılma söz konusudur. Klasik tefsir hikmetine göre, dalalet bireysel sorumlulukla bağlantılıdır: kişi isterse hidayete yaklaşır, isterse dalalete saplanır. Bu bilgilere göre de en öne çıkan 6 ayet aşağıya dizilmiştir.
Sorgunuz "dalalet" ve "sapkınlık" kavramlarıyla ilişkilendirildi; bu ayet o eksende öne çıktı.