Sonuçlar, sorunuzla en çok ilgili görülen ayetlerden başlayacak şekilde sıralandı.
Dua: Kul ile Rabbinin Doğrudan İletişimi Dua, kulluk bilincinden kaynaklanan ve kalbî talep ile dilsel ifadenin birleştiği bir ibadet biçimidir. Kur'an'ın muhtevası, duayı mümine verilen en doğrudan ilahi kapı olarak sunmuştur; Allah Yüce Celâl kullarına "Bana dua edin, ben de duanıza karşılık vereyim" (Mü'min Suresi, 60. Ayet) şeklinde bir davette bulunmuş, böylece aracılardan arınd bir muhasebe ve yakınlık vaat etmiştir. Bakara Suresi, 186. Ayette belirtilen "Ben çok yakınımdır" ifadesi, duanın kabulü ile ilgili mutlak bir bey'at niteliğindedir; duacı, duası anında Rabbinin mevcudiyetini ve muhasebetini somut bir yakınlık olarak hissetmelidir. Ancak duanın edebine riayetin ehemmiyeti, A'râf Suresi, 55. Ayette öğretilir: dua, saygı ve sorumluluk korkusu ile rahmete güvenen umudun birlikte taşındığı gizil bir konuşmadır. Haddi aşmak, duada hatta ve hasetle gitmek, imtiyaz ve ısrarcılıkla eğilmek demektir. Dolayısıyla dua, yalnızca talep değil, aynı zamanda kulluk kültürünün ve ilahi edebiyatın en açık ifadesidir; kul, her dua ettiğinde hem Rabbinin yakınlığını onaylar hem de kendisinin sınırlılığını ikrar eder. Bu bilgilere göre de en öne çıkan 6 ayet aşağıya dizilmiştir.
Sorgunuz "dua" ve "ibadet" kavramlarıyla ilişkilendirildi; bu ayet o eksende öne çıktı.