Sonuçlar, sorunuzla en çok ilgili görülen ayetlerden başlayacak şekilde sıralandı.
Mağfiret: Günah ve Rahmet Arasındaki İlahi Kapı Mağfiret, Kur'an'da Allah'ın günahları örtme, bağışlama ve unutturma anlamında kullanılan bir kavramdır; lügatte "örtmek" kökünden gelmektedir. Tefsir geleneğine göre bu, salt günah silme değil, aynı zamanda günahkârın Allah katındaki durumunu iyileştirme ve yeniden ihsan kapısında açma anlamını taşır. Nisâ Suresi 48. Ayet'te belirtildiği üzere mağfiret Allah'ın iradesi dâhilindedir ve genel günahlar dilediğine bağışlanır; ancak şirk (Allah'a ortak koşmak) bu kapsam dışında tutulur. Buna karşılık Zümer Suresi 53. Ayet, tövbedir kapının ne kadar geniş olduğunu ortaya koyar—nefs haddi aşan, neredeyse bütün günahlarla karşı karşıya olan kullar dahi ümidi kesmemeli; çünkü Allah'ın rahmet ve mağfiret sınırsızdır. Hûd Suresi 52. Ayet'te ise mağfiret isteme, tevbenin hemen ardından gelir ve bunun sonucunda müminlere dünyevî bereketler, kuvvet artışı ve çoğalma nasip olur—yani mağfiret salt uhrevî değil, bu dünyadaki yaşantıyı da tahrif etmemiş bir kulun yeniden düzeltilmesidir. Bu bilgilere göre de en öne çıkan 6 ayet aşağıya dizilmiştir.
Sorgunuz "magfiret" ve "affetme" kavramlarıyla ilişkilendirildi; bu ayet o eksende öne çıktı.