Sonuçlar, sorunuzla en çok ilgili görülen ayetlerden başlayacak şekilde sıralandı.
Tevekkül: Allah'a Teslim ve Güven Tevekkül, sözlük anlamıyla "dayanmak, emanet etmek" demekken, İslami akidede Allah'a tam güven, O'nun yeterliğine teslim olma ve muhtaçlığını kabul etme anlamına gelir. Ancak bu pasif bir bekleme değildir; tevekkülü bütün İslami kaynaklar, insan aklını ve çabasını kullanmak üzere emrederler. Kur'an'da tevekkül, üç temel boyutta işlenir. Birinci boyut, liderlik ve sorumluluk bağlamında görülür: Peygamberimiz kendisine danışılan halk hakkında yumuşak davranıp, işlerde insanlarla istişare ettikten sonra, karar vermişse artık Allah'a danıp hiç tereddüt etmeyecektir; çünkü Allah "kendine dayanıp güvenenleri sever" (Âl-i İmrân Suresi, 159. Ayet). İkinci boyut, rızık ve karşılıksız lütuftur: Kim Allah'a tevekkül ederse, O onu "ummadığı yerden" bereketlendireceği müjdelenmiştir (Talâk Suresi, 3. Ayet)—bu, insanın akla kapalı yollardan da rızk bulabileceğini simgeler. Üçüncü boyut ise, imanın özü olarak sunulur: Gerçek müminler, kalpleri Allah'ın zikrinde titrer, ayetlerle imanları artar ve ancak Rableri'ne tevekkül ederler (Enfâl Suresi, 2. Bu bilgilere göre de en öne çıkan 6 ayet aşağıya dizilmiştir.
Sorgunuz "tevekkül" ve "teslimiyet" kavramlarıyla ilişkilendirildi; bu ayet o eksende öne çıktı.