Sonuçlar, sorunuzla en çok ilgili görülen ayetlerden başlayacak şekilde sıralandı.
Yalan: Kur'an'ın Perspektifinden Tanım ve Ahlaki Anlamı Yalan, Kur'an'da salt sözel bir hata değil, kalbin hastalığının ve imanî inhizamın dış tezahürüdür. Bakara Suresi 10. Ayet'te yalan söyleme, münafıkların kalplerine yerleşen hastalık ile doğrudan bağlantılandırılmıştır; yani yalan, sadece dil günahı değil, kalpte ilâhî hakikattan sapmışlığın ve hileye temayülün işaretidir. Klasik tefsir kaynaklarına göre, Allah yalancının kalp hastalığını daha da artırır ve bunu işlediği yalana karşılık elem verici bir azab takip eder. Kur'an'ın yalan karşısındaki uyarısı, onu münafıklığın (dış görünüşte iman, içte küfür) temel vasıtası olarak görür. Bakara Suresi 87. Ayet'te, peygamberleri yalanlayan ve öldüren toplumlar, nefislerinin hoşlanmayacağı ilâhî emirlere karşı kibir ve önyargıdan kaynaklanan bu davranışı sergilemiştir. Hûd Suresi 84. Ayet bağlamında ise yalan, sadece dini alandaki aldatmacılık değil, ölçü ve terazi konusunda hak kaimamama, yani toplumsal ve ekonomik ahlakta da bütünlüğü zedelemektir. Böylelikle yalan, imanın, adaletin ve toplumsal güvenin köklü zayıflayıcısı olarak Kur'an'da resmedilmiştir. Bu bilgilere göre de en öne çıkan 6 ayet aşağıya dizilmiştir.
Sorgunuz "yalan" ve "doğruluk" kavramlarıyla ilişkilendirildi; bu ayet o eksende öne çıktı.